Ağu 052009

akil_broYazan-Yöneten: Jacgues Matthiessen
Dekor-Kostüm :P ia Maanssen
Müzik: Kemal Günüç
Çeviri: Sirin Aktemur-Umut Toprak

(7 den 77 ye herkes için oyun)

Türkiye-Danimarka ASSITEJ Merkezleri Ortak Yapým

 ÖYKÜ:

Akýllý Kraliçe adlý masaldan uyarlanan bu oyun, genç ve akýllý bir prensin kendisine bir eþ arama serüvenini anlatmaktadýr. Prensin, kendisi gibi akýllý ve güzel olmasýný istediði eþini, arama bulma süreci ayný zamanda kendisini bulma-tanýma ve yaþamý anlama sürecidir.

AKILLI..DAHA AKILLI..DAHA DAHA AKILLI
AKIL VE SEVGİ DENGESİ

AKIL VE SEVGİ DENGESİ

Matthiesen sahnelemede, gölge oyunu tekniðinden yararlanarak, evleneceði kýzý aramaya çýkan prense ve seyirciye, serüvenlerle dolu masalsý bir yolculuk evreni yaratmýþ. Ney, saz, gitar, bendir, tef, darbuka ile yapýlan canlý müzik, Doðu-Batý buluþmasýnýn güzel bir örneðini oluþturmuþ. Oyundaki bütün rolleri, Türkiye’deki tiyatro okullarýndan henüz mezun olmuþ dört genç Türk oyuncu baþarýyla yorumluyor. Orkestranýn usta çalgýcýlarý da onlar

Video

Posted by admin
Ağu 052009

BIR KOMEDYA KLASIGI

 

Ara sira soruluyor, yerli oyunlarimizdan hangileri bizim klasiklerimiz sayilabilir, diye. Burada ölçüt, dünya tiyatrosunun bas yapitlarinin özelliklerini tasima, ya da daha dar anlamda, on yedinci yüzyil Avrupa Klasik akiminin öz ve biçim kurallarina uygun olma degildir artik. Yerli oyunlari degerlendirirken bu oyunlarin hangilerinin hala ilgimizi çekmeyi basardigina, bizim begenimize uygunlugunu sürdürdügüne bakariz. Yalniz yazili metin olarak degil, sahnelenmis oyun olarak, klasik nitelemesini hak etmis oyunlarimiz vardir. Örnegin, Haldun Taner’in Kesanli Ali Destani hem yazili metin olarak, hem Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosunun yapimi olarak bir Türk klasigidir. Ergin Orbey’in AST kadrosuyla sahneledigi Turgut Özakman’in Saripinar 1914′ü de öyle. Klasiklerimiz arasinda sayabilecegimiz pekçok oyun yazildi, sahnelendi ülkemizde. Önce Ankara Devlet Tiyatrosu’nda, simdi de ayni düzenlemeyle Öteki Tiyatroda sahnelenen Azizname’yi tiyatromuzun klasikleri arasinda sayabilecegimize inaniyorum.

Azizname, Aziz Nesin’in öykülerinden Yücel Erten tarafindan sahneye uyarlanmis olan bir oyun. Hepimizin iyi bildigi bu öykülerin modasi geçmeyen bir alimi var. Konularinin güncelligini korumasindan mi, yeri, zamani, biçimi degisse de yansittigi gerçegin hayata bakisimizi, olaylar karsisindaki tavrimizi dogru yansitmasindan mi nedir, yasadigimiz her sasilasi, gülünesi, düsünülesi durumda aklimiza Aziz Nesin’in öykülerinden biri gelir. Su siralarda Aziz Nesin kitaplarinin eskisi kadar çok satmadigina bakmayalim. Aziz Nesin’i çok okuduk, çok tükettik diyenler nasil olsa bir gün o öykülerin altinda zaman asimina ugramayacak bir toplum ve insan gerçeginin yattigini göreceklerdir.

Bes yil üstüste Ankara Devlet Tiyatrosu sahnelerinde oynadiktan sonra simdi de bir özel tiyatroda ayni düzenlemeyle sahnelenmis olan Azizname’yi klasik kilan ise, yillarca uzun süre sahnelerde kalabilmis olmasi degil, Aziz Nesin mizahini klasiklere özgü bir disiplinle sahneye getirilmis olmasidir. Yönetmen Yücel Erten’in her seyden önce metne saygiyla yaklastigini görüyoruz. Burada söz konusu olan, sahne önündeki daktilo makinasiyla temsil edilen büyük ustanin anisina gösterilen saygidan daha öte bir sey. Yönetmen Yücel Erten, Aziz Nesin mizahinin sulandirilmaya, köpürtülmeye gereksinimi olmadiginin bilincinde, ölçüyü kaçirmamaya özen göstermis; saka ile ciddi, gülünç ile düsündürücü arasindaki dengeyi dikkatle korumus. Düsünmeden gülmeye elverisli olabilecek durumlarda bile seyircinin dikkatini gülmecenin altinda yatan anlamli gerçege çekmeyi basarmis, hem de seyirciden alabilecegi kolay tepkileri gözardi etme pahasina. Bu konuda oyuncularla yönetmen arasindaki dayanisma insani tiyatro sanati adina mutlu ediyor. Bu, Azizname’de bol bol eglenilmedigi anlamina gelmemeli. Aksine gülme Aziz Nesin mizahina özgü abartidan kaynaklaniyor. Aziz Nesin öykülerinde abartinin saçma sinirina dayandigi anlar okuyucunun direncinin tümüyle kirildigi, gülmeceye teslim oldugu anlardir. Bu anlarda patlayan gülme krizlerinde insan gülüncün altinda yatan aciyi da yogun biçimde yasadigini duyumsar. Yücel Erten’in basarisinin sirri, yazarin bu ustaligini sahneye uygulayabilmis olmasinda yatiyor sanirim. Onun basarisinda oyuncularin büyük katkisi var. Hüseyin Avni Danyal, Serhat Nalbantoglu, Ercan Demirel, Ünsal Cosar, Serhat Mustafa Kiliç, Emre Karayel, Özlem Baskaya, Gizem Erdem’den olusan oyuncu kadrosu bir orkestra uyumu içinde eglenceden düsünceyi, düsünceden eglenceyi süzüp çikariveriyorlar bu dansli, sarkili açik biçim oyunda. Tiyatroda gülmenin en çok sasirtmacalardan üretilmesine aliskin olan seyirciye, sakaci, hatta alayci bakis açisinin, ironi sanatinin tadini da tattiriyorlar. Turgay Erdener’in müzigi, Salima Sökmen’in danslari, belli bir ölçüyü tutturmada yardimci olmus yönetmene. Beni, ‘Azizname’yi kalsiklerimizin arasina yerlestirmeye isteklendiren de eglencenin tadini kaçirmayan bu ölçülü yaklasim oldu.

SEVDA SENER

14 Nisan 2001

Radikal

 

 

ABD’DE SURNAME

……

Aziz Nesin, 1975′te yazdigi ve idam cezasini sorguladigi Surname de halk huzurunda yapilan son idam merasimini anlatir.

Nesin’le ilgili kisa bir not: Yücel Erten’in sahneye koydugu Azizname yakinda Istanbul’da olacak. Öteki Tiyatro’nun bu nefis oyununu sakin kaçirmayin.

 

CAN DÜNDAR

12 Mayis 2001

Radikal

YENI EKIPLE AZIZNAME

 

Yücel Erten yillarini verdigi Devlet tiyatrolari (DT)’ndan emekliye ayrildiktan sonra, sanat yönetmenligini de üstlendigi Öteki Tiyatroyu kurdu. Öteki Tiyatro, DT’de kapali gise oynayan Azizname ile 26 Ocak’ta 100. Yil Kültür Merkezinde baskentli sanatseverlerin karsisina çikacak.

Erten’le, Milliyet Ankara olarak DT’den ayrilis nedeni, yeni ekibi ve Azizname’yi konustuk.

-         Neden’Öteki Tiyatro’:

-         Ankara’da seçenek olusturacak bir tiyatronun eksikligi bir süredir hissedilmekteydi. Bu yönde bir potansiyel oldugunu düsünen arkadaslarimla elele verdik ve ‘Öteki Tiyatro’yu kurduk.

-         Neden Azizname:

-         Bu oyun, DT’de 5. yilinda kapali gise oynarken kaldirildi. Yani tiyatrocu deyimiyle ‘gömüldü’. Aziz Nesin ustanin öykülerinden ve taslamalarindan benim derledigim, Türkiye’de 300′ün üzerinde kapali gise yapmis, Almanya, Danimarka ve Bulgaristan’a davet edilmis, seyircimizin kucaklayip da birakmak istemedigi bir oyun. Biz de ilk is olarak bu oyunu yeniden canlandirmanin uygun olacagini düsündük.

-         Ekibiniz var ancak salonunuz yok.

-         Ankara’nin pek de gelismis sayilmayacak tiyatro paletine yeni bir renk katmak için yola çiktik. Kendi tiyatromuzun fiziki yapisini olusturmak için de tasarilarimiz, planlarimiz ve özlemlerimiz var. Kalici olmayi basarabilirsek, bu Ankara için bir zenginlik olur.

-         Iyi tiyatro nasil olmali.

-         Ben baskentli tiyatroseverlerin, iyi tiyatronun kokusunu çok çabuk aldigini ve nerede olursa olsun kosa kosa gidip kucakladigini düsünürüm. Otuz yili askin deneyimim bunu böyle söylüyor. Ama iyi tiyatro deyince de çagindan ve toplumundan sorumlu, estetik kategorilerinde diri, toplu oyunculuk anlayisina dayali, enerjik bir tiyatroyu anliyorum.

……

SIBEL GIDISOGLU

19 Ocak 2001

Milliyet

 

ANKARA’DA AZIZNAME RÜZGARI

 

Azizname ile izleyicisine kavusan Öteki Tiyatro, Ankara’da tiyatroya yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor. Ankara’da uzun bir süredir seçenek olusturacak yeni bir tiyatronun eksikligini gidermek için ilk oyunu olan Azizname ile sahne alan Öteki Tiyatro, tiyatro paletine yeni renkler katmak için çalismalarini olanca hiziyla sürdürüyor…

Oyunun yönetmeni Yücel Erten, Ankara’nin çok da genis sayilmayacak olan tiyatro yelpazesine yeni renkler katmak için yola çiktiklarini ifade ediyor. ‘Ankara seyircisi iyi tiyatronun kokusunu çok çabuk alir ve dagin basinda olsa da gidip kucaklar’ diyerek konusmasini sürdüren Yücel Erten, su an kendi tiyatro binalarinin olmadigini ama tiyatro yapmak için inanç, enerji ve istahlari olduguna dikkat çekiyor ve ekliyor: ‘Belli bir süre içinde islek ve uygar bir yapilanma gerçeklestirilebilir ve kalici olmayi basarabilirsek, baskent Ankara’nin sanat yelpazesine kalici bir renk ve zenginlik katmis oluruz. Basaramazsak da en kötü ihtimalle gönlümüzden geçen tiyatroyu yapmis oluruz.’

100. Yil Tiyatro salonunda Ankarali tiyatro severlerle bulusan Azizname, güçlü kadrosu ile tiyatro severlerden büyük ilgi görüyor.

 

AZIZNAME YA DA ZAMAN YEME MAKINASI

 

….

Geçtigimiz Cumartesi gecesi, Yücel Erten’in DT’deki engelleme karsisinda sivillesip, çareyi Öteki Tiyatro çatisi altinda halkin talebini karsilamaya yöneldigi Aziz Nesin’in Azizname’sinin galasindaydik.

ARPA BOYU YOL

Pekala oyunun ikinci adinin, bir zamanlarin ‘Ayak Bacak Fabrikasi’na nazire, ‘Zaman Yeme Makinasi’ konulabilecegini düsündüm. Oyunu bes yil önce DT çatisi altinda izlemistik. Aradan bes yil geçti… Nesin Usta’nin geçmisten tasiyarak getirdigi tolumsal elestirinin tümü canliligini koruyor! Ne demek bu? Demek ki, aradan geçen bes yilda bir arpa boyu bile yol gitmemisiz!

Yok canim, bu denli de haksizlik etmeyelim… Gittigimiz yol var da, yönü maalesef tartismali! Örnegin Yücel Erten gibi bir tiyatro ustasini Devlet Tiyatrosu’ndan ‘kifayetsiz muhterislerin mevzuatsal tacizleriyle’ kaçirtmisiz, tutmus ‘Yeter be! ‘diyerek emekliligini istemis.

Bir nevi dolayli özellestirme veya özel tiyatrolari özendirme! Ama yeterli salon bulamayinca, ne yapsin ‘Öteki Tiyatro?’… Salonu ayarlayabildigi sürece oynayacak oyununu… Çünkü talebin ardinin arkasinin kesiecegi yok.

Bakin Öteki Tiyatronun esgüdümcüsü ve Azizname’nin yapimcisi Murat Karahüseyinoglu ne güzel tanimliyor kendilerini: ‘Bu tiyatronun bir adi Öteki… DT-DTCF-Bilkent kökenli ve alayli oyunculari var yürekli… Yücel Erten gibi bir yönetmeni var ‘ögretici-eglendirici’… Bir sahne onarimi isi var yarim kalan; ileriye dönük ‘tiyatro’ya dair önerileri var ‘somut’, Ankara merkezli kurumlasma niyeti var ‘ciddi’ ve bu tiyatronun ‘Azizname’ gibi bir oyunu var ‘özel’…

Yücel Erten, oyunun tasarimcisi, uyarlamacisi ve yönetmeni olarak bes yil önceye göre pek az degisiklik yapmis. Metne bir Cotarelli eklemis, bir de ihtilalcilerin ele geçirecekleri yerler arasina Devlet Tiyatrolari’ni da kativermis!

ÖTEKI’YLE DAYANISMA

Cumhuriyet dönemi üçüncü kusak Türk bestecilerinin en verimlisi olan Turgay Erdener’in müziklerini yazdigi, danslarini Salima Sökmen’in düzenledigi, piyano basinda Bora Atesyakan’nin yeraldigi, Alaturka ögretmenligini Orhan Dogan’in yaptigi Azizname’nin oyuncularini da tek tek saymak boynumuzun borcu: Serhat Nalbantoglu, Hüseyin Avni Danyal, Ercan Demirel, Ünsal Cosar, Serhat Mustafa Kiliç, Emre Karayel, Özlem Baskaya ve Gizem Erdem.

Gala temsilinin ‘dayanisma’ açisindan en anlamli olayi, DT’nin eski Azizname ekibinden üç kisinin son sarkida yapilan daveti kabul ederek seyiriclerin arasindan sahneye çikip, sarkiya katilmalariydi. Rüstü Asyali, Ihsan Sanivar ve Berin Ötenel böylece o müthis alkisi bugünkü Öteki kadrosuyla paylasmis oldular.  

……

 

SEFIK KAHRAMANKAPTAN

Hürriyet

20 Subat 2001 

 

AZIZNAME ISTANBUL’DA

 

Ankarali topluluk Öteki Tiyatro ‘Azizname’yle Istanbul’a konuk oluyor.Yücel Erten’in Aziz Nesin’in öykülerinden yola çikarak hazirladigi ve sahneye koydugu ‘Azizname’ bugün ve 25 Subat’ta saat 21.00′de, 24 Subat’ta 15.30′da Levent Kirca-Oya Basar Tiyatrosu’nda…

 

 
 

AZIZ NESIN BIZE BIZI IZLETIYOR

 

…..

Ankara’da yillardir tiyatro adina dogru isler yapmak için emek veren bir genç adam, Murat Karahüseyinoglu iste bu süreç içinde Öteki Tiyatro adini verdigi özel tiyatrosunu yasama geçirdi. Seyirciyle yeniden bulusturmak için uzun süredir çirpindigi eski bir tiyatro salonunun onarimini tamamlayamadan… Tiyatrosunun ilk oyunu da yeni bir ‘Azizname’ yapimi oldu.

….

Su anda tiyatro salonu olmasa da baskent yeni bir tiyatro kazandi. Öteki Tiyatro ve Azizname simdilerde Istanbul ve Ankara agirlikli bir gösteri düzeni izliyor.

….

Öteki Tiyatroyu tam kriz asamasinda kamuoyuna sunan Murat Karahüseyinoglu’na sans dilemekten baska ne gelir elden…

AYSEGÜL YÜKSEL

Cumhuriyet

 

 

AZIZ NESIN HIKAYELERI GIBI

….

‘Azizname’ Anadolu’yu Dolasacak

Memeleket biraz ‘Zübük’ biraz da ‘Esek Cenneti’ kivaminda yasayip giderken Aysa Organizasyonun Rumelihisari gösterileri haftasinda sahne alan Öteki Tiyatro, bir kez daha Aziz Nesin’i animsamamiza sebep oldu. Bu kez sahnede gördüklerimiz, yasadigimiz, sahit oldugumuz gerçekleri, karamizah tarzinda anlatiyordu. Yücel Erten’in Nesin hikayelerinden uyarlayip, yönetmenligini üstlendigi komedi oyunu Azizname Istanbul turnesindeydi.

….

Azizname, 5 yil önce Devlet Tiyatrosunda sahnelenmisti. Kulislerde sik sik entrikalar nedeniyle gösterimden kaldirilacagi konusulurdu. Muhafazakar kesimin, Aziz Nasin adina duydugu hosnutsuzluk, DT koridorlarinda da kendini göstermeye baslamisti. Sezon basinda, Azizname tahmin edebilecegimiz gerçeklerle oyuncu kadrosunun bir kismini degistirerek, Öteki Tiyatro bünyesinde, sahnelenmeye basladi. Çünkü Azizname Zübükvari yönetim anlayisi ile bagdasmiyordu. Ki sonuçlarini ana haber bültenlerinde hep birlikte izliyoruz.

….

Hal böyle olunca, Azizname’yi ve Aziz Nesin’in anisini ‘keresteyle’ ugrastirmak ustaya büyük haksizlik olurdu. Onlar yargiyla, ‘kirli veya son perdeleriyle’ mesgulken Ankara’dan bir grup, bu güzel komediyle Türkiye’yi dolasiyor. Her gittikleri kentte neredeyse kapali gise oynuyorlar. Isteyince özel tiyatro da yapilabiliyormus. Bagimsiz kalarak, kara parasiz bir sanat!…

Öteki Tiyatro Ankara’da bir salon açmaya çalisiyor. Yillardir televizyon dizisi yönetmeni olarak tanidigimiz Murat Karahüseyinoglu, bir ‘delilik’ yapip, tüm maddi birikimini salona ve ‘Azizname’ye aktardi. Salon ‘deliliginde’ yasanilan serüven yine Aziz Nesin ruhunu animsatacak cinstendi. Tam, yapimi eksik kalan tiyatro salonu için ödenek bulmuslardi ki, sponsor firma hakkinda büyük bir operasyon baslatildi. Bu operasyonun yeni adi çok sik: Ege Bank Sorusturmasi. Sanki yasli ihtiyarin kalemi, onlara bu serüveni yasatmisti. Kimbilir, sponsor araken ne çok evraklar hazirlayip, ne çok ‘Bugün git, yarin gel’ lafi isitilip, ne çok ‘Yasar ne Yasar ne Yasamaz’ sendromuna sahit olmuslardir.

 

EYÜPHAN ERKUL 

 

 

 

ÖTEKI TIYATRO VE “AZIZNAME”

 

1.Ankara için  yeni bir olusum gerçeklesiyor. Öteki Tiyatro’nun  Türk Tiyatrosu için üstlenmek istedigi misyon nedir?

 

 

 

1.      Murat Karahüseyinoglu: Büyük laflar edecek degilim ‘aynasi istir kisinin’ ; bekleyip  görecegiz.  Ama derseniz  ki  ‘sizin üstünüze kalan misyon nedir?’ pekala sunlar söylenebilir… Öncelikle  ticari  olarak ayakta kalabilen bir isletme olusturmak; çalisanlarinin   maddi gereksinimlerini  ‘insana  ve sanatçiya yakisir’ standartlarda tutmak; bahanelere dayali oyunlar  koymamak; ‘yokluk edebiyati’ yapmamak; siyasi olarak durdugu yer olan ‘halkin yaninda ve yararina’ olmak ve bunu ‘iyi oyun’ ‘iyi yönetmen’ ‘iyi oyuncu’  ile  bize yakisir sekilde yapmak; kazandigi ile sektöre yatirim yapmak diye özetleyebilirim.

 

 

 

2.      Öteki Tiyatro’nun ilk projesi kendi sahnesi disinda oynaniyor. Özel tiyatrolarin karsilastigi önemli sorunlardan biri de sahnesizlik. Siz kurulma asamasinda olan sahnenizi ne zaman hizmete açmayi düsünüyorsunuz?

 

 

2.      Kendi adima on küsür yildir düsünüyorum, Yücel Hocam on yillardir düsünüyordur.. ama sadece düsünmekle olmuyor ki..Yillarca arayip, nihayet 1998 yilinda, hem de ‘ruhsati tiyatro’ olan bir salon bulundu ve 2006 yilina kadar da kiracisiyiz.  (ENDI’nin sponsorlugunda) Ama salon kullanilacak halde degil. 1999 yilinda Ahmat Mümtaz TAYLAN ile birlikte bir ‘sanatçi dayanismasi’ örnegi olacak sekilde 40 Gün 40 Gece adiyla, katilacak 40 grup-sanatçinin ücretsiz gösterileriyle binamizi tamamlamayi düsünmüssek de  ülkenin ve tabii ki bizim içine düstügümüz ekonomik kriz sebebine ‘yarim kaldi’.  Salon olmadan bir daha tiyatro yapmaya soyunmama kararimiz olmasina ragmen; Yücel Erten Hocamizin  DT ile yasadigi sorunlar ve emekli olmasi ile birlikte ‘Azizname’ projesi ile birlikte”önce oyun koyalim sonra da salonumuzu yapariz” diyerek tekrar yola çiktik.. Yani salonumuzu kazandiklarimizla yapmayi planliyoruz.

 

3.      Ilk çalismanizi Türk Tiyatrosu için önemli bir yönetmen ile gerçeklestirdiniz. Bu  sezon içinde Azizname’den sonra çalismak istediginiz yeni bir oyun var mi?

 

4.      ‘Azizname’ benim ‘kaldirilmasindan’ üzüntü duydugumuz bir prodüksiyondu, Yücel Hocamin hemen tüm oyunlari gibi; ama ayni zamanda DT’de de oynamasini saçma buldugum, söyledikleri ile ‘özele’ daha  yakisir bir oyundu. Bizim ilk projemiz olmasinin ana sebebi budur.. ayrica ‘seyircisiyle bulusmus’ olmasi,  Ankara tamam ama Istanbul’un ve diger illerimizin hemen hiç görmemis olmasi  ve ‘özel tiyatro’ olma düsümüzün Azizname oyunculariyla paylasiliyor olmasi da  diger etkenlerdir. Ankara’da gördügü ilgiyi diger illerimizde gördügü taktirde Aziz Nesin Hocamizin da gerçeklesmesinden mutlu olacagindan emin oldugumuz bir düsü  gerçeklestirmis olacagiz diye düsünüyorum.

 

Yeni oyunlara gelince, tiyatromuzun Sanat Yönetmeni Yücel Erten Hocamizin tercihleri bu anlamda daha önemli.. Onun önerisi Oldrich Danek-’Savas Ikinci Perdede Çikacak’  ve  Aristophanes’in ‘Ekklesiazusen’ adli oyunundan  esinlenerek yazdigi ‘Kadinlar Devleti’. Benim  olmasindan mutluluk duyacagim ve de bize yakisacagini düsündügüm ek-proje ise, Oguz Atay’dan oyunlastirdigim  ‘Korkuyu Beklerken’ . Begendigini bir ara bununla da ilgilecegimizi düsünüyorum… Ama benim su an asil görevim, çalisacak-oyunlarimizi sahneleyebilecek özelliklere sahip mekani ve iliskileri yaratmak-çarki ayakta tutmak olacaktir

 

 

 

Filiz ELMAS

0.532.542 44 03

TiyatroTiyatro Dergisi

0.212.243 09 37

 

 

 

 

………………..

Ve Öteki Tiyatro…Ankara’nin bu çok yeni özel tiyatrosunun yapimcisi, okullu tiyatrocu Murat Karahüseyinoglu. Yillardir bir salon sahibi olma çabasi içindeki sanatçinin ilk yapimi, Devlet Tiyatrolari’nda bes yil kapali gise oynamisken geçen yil kaldirilan ünlü ‘Azizname’  (…) Oyun, Geçen Cumartesi yapilan basin gecesinde yasanan cosku, Istanbullu özel tiyatroculari kiskandiracak düzeydeydi. Iyi isler karsiligini buluyor.

………………..

                                                                  Prof.Dr.Aysegül YÜKSEL

                                                                  Cumhuriyet Gazetesi- ../../2001

 

 

SORUMLULUK SAHIBI TIYATRO

 

Vicdan ve estetik sahibi her tiyatrosever Türk Tiyatrosunda ‘iyi yönetmen’ hanesine büyük bir ‘gönül rahatligiyla’ yerlestirebilir Yücel Erten ismini. Yönetmenliginin yanisira yazar ve çevirmen olarak da tiyatroya emek veren, yurt içinde ve yurt disinda 40′i askin rejiye imza atan, 30′a yakin ödülün sahibi Yücel Erten uzun yillar görev yaptigi (16 ay boyunca da genel müdürlük!) kurumu Devlet Tiyatrolarinda artik yok. Yücel Erten bir süre önce gürültüsüz patirtisiz kurum(un)dan emekli oldu. Geçtigimiz günlerde patlayan ‘yolsuzluk skandali’nin mimarlarindan eski Genel Müdür Rahmi Dilligil’in döneminde ‘karsilastigi yakisiksiz ve uygunsuz davranislar, katlanamayacagi türden dolambaçli isler’ yüzünden emekliligini istedigini söyleyen Yücel Erten, Ankara’ya özel bir tiyatro kazandiriyor.

Yücel Erten yeni kurdugu Öteki Tiyatro ile çagindan ve toplumundan sorumlu, estetik kategorilerinde ‘diri’ ve ‘iyi’ bir tiyatro yapmak istiyor. Perdelerini Ulus’taki 100.Yil Kültür  Merkezi’nde açacak Öteki Tiyatro’nun kendi salonuna  sahip olmasi için bazi tasarilar da yolda. ‘Su anda bir tiyatromuz yok ama tiyatro yapmak için inancimiz, istahimiz ve enerjimiz var’ diyen Erten ile bu yeni olusumu ve Öteki Tiyatro’yu konustuk.

 

Emekli olduktan sonra  sizi özel bir tiyatro kurmaya iten nedenler neydi?

Öyle saniyorum ki, benim Devlet Tiyatrolari’ndan ayrilisim, Ankara’da bir süredir varolan bir potansiyele ve tiyatro yapma niyetine yeni bir ivme kazandirdi. Devlet Tiyatrolari’nda su anda varolan ilkesizlik, tutarsizlik, ölçüsüzlük ve özensizlige boyun egerek sayginligimi yitirmek istemedim. Dogal ki bu yeni durumda rejisör olarak  bütün özgürlüklerimi kullanmak istiyorum. Ödenekli ve özel tiyatro kuruluslarimizda oyunlar sahnelemeyi sürdürecegim. Ama öncelikle Öteki Tiyatro’ya iyi bir baslangiç yapabilmek için emek verecegim.

 

Öteki Tiyatro perdelerini hangi oyunla ne zaman açiyor?

Ilk oyunuumuz  Devlet Tiyatrolari’nin 5.yilinda kapali gise sürerken kaldirmis oldugu ‘Azizname’. Aziz Nesin’in öykülerinden ve taslamalarindan benim derledigim Türkiye’de 300′ün üzerinde kapali gise temsil yapmis, Almmanya, Danimarka ve Bulgaristan’a davet edilmis, seyircimizin kucaklayip da birakmak istemedigi bir oyun. Oyun 26 Ocak’ta baslayacak. Ikinci sahneleyecegimiz oyun ise Çek yazar Oldrich Danek’in ‘Savas Ikinci Perdede Çikacak’ adli oyunu olacak.

 

Öteki Tiyatro’nun genel sanat yönetmeni kim olacak ve kadroda hangi isimler yer alacak?

Degerli bir tiyatrocu ve yapimci olan Murat Karahüseyinoglu ile yola çiktik. Tiyatronun sanat yönetmenligini ise ben üstlenecegim. Ilk oyunumuzun kadrosunda Devlet Tiyatrolari’ndan ayrilmis Serhat Nalbantoglu ile gene ayni kurumda çalisan Hüseyin Avni Danyal var. Ankara’da uzun süre tiyatroya emek vermis Ercan  Demirel, Bilkent Üniversitesi mezunu Emre Karayel, Serhat Mustafa Kiliç ve Gizem Erdem, Dil  Tarih Cografya Fakültesi Tiyatro Bölümü mezunu Özlem Baskaya var. Dogal ki kadro diger oyuncularla genisleyebilir.

 

Az sayida özel tiyatroya ev sahipligi yapan Ankara’ya kazandirilacak bu yeni topluluk önemli bir ihtiyaca da karsilik verecek…

Ankara’nin seçenek olusturacak bir tiyatroya gereksinimi oldugu çok açik. Bu gereksinmeyi karsilayabilmek de, önemli bir görev. Onyillardir tekrar tekrar tanik oldugumuz bir gerçektir: Ankara seyircisi iyi bir tiyatronun kokusunu çok çabuk alir ve dagin basinda olsa da gidip kucaklar. Belli bir süre içinde islek ve uygar bir yapilanma gerçeklestirebilirsek, baskent Ankara’nin yelpazesine kalici bir renk katmis oluruz. Basaramazsak da en kötü ihtimalle gönlümüzden geçen tiyatroyu yapmis  oluruz.

 

Fotograf alti:’Ankaralilar iyi tiyatronun kokusunu çok çabuk alir’ diyen Yücel Erten, 26 Ocak’tan itibaren ‘Azizname’yi sahneleyecek.

 

 

Sehnaz PAK

RADIKAL       …/…/2001

 

 

 

AZIZNAME

 

Gülmece denince akla gelen ilk isim Aziz Nesin’dir.Karsilastigimiz her çaprasik ve komik durumu, her bozuklugu anlatmak için ‘tam Aziz Nesinlik is’deyimi dilimize yerlesti neredeyse.

Devlet Tiyatrosundaki yönetim karmasasi’Aziz Nesinlik bir is’e dönüsünce eski genel müdürlerden Yücel Erten emekliligini istedi. Simdi özel bir tiyatro girisimine yön veriyor. Toplulugun adi ‘Öteki Tiyatro’. Seçilen oyun da Devlet Tiyatrosu’nda oynanmis ve çok ilgi görmüs olan bir Yücel Erten Yapimi Azizname.

Aziz Nesin usta bir gülmece yazari. Oyunlar da yazmisti. Ancak onun öykülerini oyunlastiranlarin yazdiklari, yazarin  kendi yazdiklarindan daha çok ilgi görüyor.Yücel Erten’in yaptigi da Aziz Nesin öykülerinden yapilmis bir derlemeyi, sahneye uygulamak. Çesitli öyküleri esnek bir kurguyla birlestirmis. Geleneksel tiyatromuzu,  bati usulü kabare ile kaynastirmis, gösterinin basina, ortasina ve sonuna koydugu sarkilar ve müzikli anlatimlarla desteklemis. Ilk bölüm agirlikli bir  ‘yazit’la basliyor. Özgün tekerlemelerle örülmüs bir ‘Merhaba’ ile oyuna giriliyor. Toplumsal elestiriyi keskin dilli  bir yergi ile izleyiciye ulastiriyor. Aziz Nesin, buna da ‘bosalim   tiyatrosu’ diyor ve hafifsiniyor. Ama izleyiciyi hiç de uyusturup, uyutmuyor. Ikinci bölümde elestirinin gülmece dozu artiyor. Sakalarla, nüktelerle kimi zaman belden asagi  vurarak eglendiriciligi ve güldürücülügü artiyor. Oyunun sonundaki ‘Ihtilali Nasil Yaptik?’ öyküsü ise saziyla, sözüyle ve de özüyle tam bir senlige dönüsüyor.

Yücel Erten, usta bir tiyatro adami, yönetmen.  Elindeki malzemeyi oyuna dönüstürürken neyi amaçladigini iyi biliyor. Seçtigi konuyu ve türü iyi degerlendiriyor. Elindeki  sanatçi kadrosunu da en iyi biçimde  oyunla bulusturuyor. Kadroda Devlet  Tiyatrosu’ndaki ortam nedeniyle isten uzaklastirilan Serhat Nalbantoglu gibi bir deneyimli oyuncu olmak üzere Hüseyin Avni Danyal,Ünsal Cosar gibi Devlet Tiyatrosu kadrosunda çalisan yetenekli genç sanatçilar ile Ercan Demirel, Serhat Mustafa Kiliç, Emre Karayel, Özlem Baskaya ve Gizem Erdem gibi degisik  kurumlarda tiyatro egitimi yapmis gençler, farkli kaynaklardan gelmelerine karsin tam bir takim uyusumu sagliyorlar.  Oyunun türüne uygun bir sahne düzeni ve disiplini içinde yeteneklerini sergiliyerek, gülmecenin olasi tuzaklarina da düsmeden  oynuyorlar.

Turgay Erdener’in müzigi, Salima Sökmen’in danslari  ile tamamlaniyor gösteri. Yüzüncü Yil Sahnesi ve Salonu oyuna elverisli ortami sagliyor.

Öteki Tiyatro, sanat yolculuguna baslarken denenmis bir basaridan yola çikiyor. Nüfusu hizla artarken, izleyici sayisi ayni oranda artmayan baskente yeni bir sanat solugu getirmesini diledigimiz topluluga basari dileriz.

 

 

Fotograf Alti: AZIZNAME: Oyunun türüne uygun bir sahne düzeni ve disiplini içinde yeteneklerini sergiliyerek, gülmecenin olasi tuzaklarina da düsmeden  oynuyorlar.

 

20/subat/2001

Atila SAV  -    Hürriyet

 

 

 

 

Öteki Tiyatro

1998 yilinda kurulan Öteki Tiyatro, ayni yil 40 degerli sanatçi grubun katilacagi ve tüm gelirin tiyatroya birakilacagi bir senlik planlanmis iken, bu, yasanan krizler sebebiyle hayata geçirilememis ve Öteki Tiyatro kendi olanaklariyla bes yildir sürdürdügü salon insaatini ancak tamamlayabilmistir. Bu bina 1965’te eski ‘Maltepe Komedi Tiyatrosu’ olarak 70’li yillara kadar da hizmet vermis. Ancak daha sonra bar, pavyon, gazino, depo olarak kullanilmis.yaklasik 15-20 yil kadar da kapali kalmis. 2000 yilinda Murat Karahüseyinoglu ve Ahmet Mümtaz Taylan burayi bulup tadilatina baslamislar. 7-8 ay önce bu kurucu ekibe Yalçin Günaydin katilmis. Ekonomik kriz ve maddi imkansizliklardan yavas ilerleyen insaat 2003’te tamamen bitmis. Öteki Tiyatro’nun kadrolu sanatçilari ile ilk yaptigi prodüksiyon 2001 sezonunda Yücel Erten‘in sahneye koydugu ‘Azizname’dir. Iki yil kadar hiçbir prodüksiyon yapamayan Tiyatro, 2003’ün 29 Ekim’inde yeni bir tiyatro salonu ve ’40 gün 40 gece’ açilis festivaliyle tekrar Ankarali tiyatroseverlere Merhaba dedi. Festival’de ‘Atatürk ve Milli Mücadele’ isimli belgesel film ile açilis yapildi. Festival’in etkinliklerinden bazilari: Tiyatro Tempo Karagöz Figürleri Sergisi, ‘Karagöz ve Cadilar’, ‘Hint Fakiri’, Krek Tiyatro Toplulugu ‘Adamlar’, tiyatrotem ‘Lahana Sarma’, ‘Böyle Devam Edemeyiz’, Arkadas Tiyatro ‘Taziye’, Üç Anadolu ‘Öteki Türküler’, Dostlar Tiyatrosu ‘Insanlarim’,  ‘Zorlu Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu ‘Müzigin Kalbi’, Ankara Deneme Sahnesi ‘Samah Kardeslik Töreni’, Açik Tiyatro ‘Katil Usak’, Ankara Sanat Tiyatrosu ‘Godoyu Beklerken’, A.Ü. konservatuari Modern Dans Toplulugu ’23 Sentlik Askere Dair’di. Öteki Tiyatro’nun kadrosunun hazirlik çalismalari da tamamlanmis. Ekip 20 Kasim’da provalara basladi. Sezona hazirlayacaklari oyunlar: Oguz Atay ‘Korkuyu Beklerken’, ‘Cervantes ‘Don Kisot’, Metin Üstündag ‘Denemeler’, Murat Karahüseyinoglu ‘Hesap Lütfen’, ‘Güneydeki Orman’ (çocuk oyunu) olacak.  

Yalçin Günaydin Öteki Tiyatro’nun yeni dogmus sahnesini ve sezon içinde gerçeklestirecekleri projelerini anlatti: ‘Sahnemiz yüzde 80 istedigimiz sekle geldi. Biz buraya 20 cm yüksekliginde bir döner sahne yapmayi düsünüyoruz. Festivalimiz devam ettigi için simdilik ara verdik. Fakat birçok tiyatro bunu kabuletmiyor. Sifir zemin, istenildigi gibi oynanabiliyor.bu, sahneyi ve kisileri baglayici oacagi için olumlu bulmuyorlar. O nedenle bizde simdi soruisareti kaldi. Biz Öteki Tiyatro Olarak sunu istiyoruz: biliyorsunuz birçok özel tiyatromuz Istanbul’da. Ankara’ya gelecek olan tiyatro gruplarinin ayni dekorunu buraya yapalim,  haftanin bir günü o tiyatro buraya gelsin kendi sahnesindeki her seyi ile; dekoruyla kostümüyle, burada oynasin ve gitsin istiyoruz. Dekor tasimayi da ortadan kaldirmayi hedefliyoruz. Bu konuyla ilgili olarak, Genco Erkal, Mahir Günsiray ve tiyatrotem ile konustuk, olumlu baktilar. Birçok Ankarali izleyicinin izleyemedigi oyunlar, Istanbul’da sezondan kalkinca kendi tiyatrolarinin dekorlari buraya bir kez gelecek ve oyunun ikinci sezonu Ankara’da degerlendirilecek. Hangi oyunsa, o oyunu dekoru elimizde olacak,onu kuracagiz ve oynayacak. Bir de ocak ayindan itibaren köy seyirlikler gelecek. Çankiri’dan, Çorum’dan, Tokat’tan, Ankara’da her yil ocak ayi döneminde Öteki Tiyatro’da senlik havasi içinde köy seyirlikler sergilenecek. Bu seyirlikler basladigi zaman sabahlara kadar devam eder. Biz burada onu yasayacagiz. Isteyem yemegini yiyecek, tekrar girecek, oyun devam edecek. Hem seyircinin katildigi hem oyuncunun katildigi hem de gerçekten seyirlik oyunlarin özünde bulunan gerçek köylü gelip oynayacak.’

Öteki Tiyatro’nun salonu 100-165-200-250 ve gerektiginde en çok 310 koltuklu, gerektiginde üç, gerektiginde dört taraftan seyir imkani sunuyor. Bilet fiyatlari tam 6.000.000 TL., indirimli 4.000.000. TL: Bu fiyatlar açilis fiyatlar açilis fiyatlari olmayip sezon sonuna kadar geçerli.

Ben de Ankara’ya yeni tiyaro salonu kazandirdiklari için – Ankara’da tiyatro açmak pek Istanbul’da tiyatro açmaya benzemez- tüm tiyatro izleyicileri adina tesekkür ediyor ve yollarinin açik olmasini diliyorum.

    

Figen Adigüzel- tiyatro dergisi- aralik 2003

 

 

GÖLGE TIYATROSUNUN UNUTULMAZ USTASI ÇELEBI’YE ÖGRENCILERI UNUTMADI

Gölge Ustasina Vefa

Karagöz ustasi Hayali Torun Çelebi, Öteki Tiyatro’da ögrencileri tarafindan geçeklestirilen etkinliklerde Baskentli seyircilerle bulustu.

Gölge Tiyatrosu ustasi Hayali Torun Çelebi 8’inci ölüm yildönümünde sevenleri tarafindan anildi. Öteki Tiyatro kuruculari ve ustanin ögrencileri Yalçin Günaydin ve Murat Karahüseyinoglu’nun düzenledigi gecede belgesel gösterimi, dinleti, gölge performansi gibi pek çok etkinlik düzenlendi. Gecede, Ankaralilar, bir yandan duygusal anlar yasarken bir yandan da çocukluklarina yolculuk yaptilar.

Anma töreninde, Çelebi’nin ögrencisi Haluk Yüce 1982’den ölümüne kadar kendisinden ders aldigini belirterek, ‘Ustam vefat edinceye kadar beraberdik, 6 Ocak 1997’deki ölümünden beri onu her sene aniyoruz ve sanatini sürdürüyoruz’ dedi. Yüce, Hayali Torun Çelebi’nin  festivallerde ve senliklerde çok sayida ödül aldigini dile getirerek, sunlari söyledi:

‘Hocam, asil adiyla Tuncay Tanboga, efsanevi ustalardan Hayali Küçük Ali’nin 12 torunundan biri. Bir yasindan itibaren dedesi tarafindan yetistirildi.

Karagöz Müzikleri

Öteki Tiyatro oyuncularinin olusturdugu müzik grubu ‘Öteki Sazenleri’Karagöz Müziklerini sanatseverlerle bulusturdu. Ali Seçkiner Alici yönetimindeki ‘acemi’ müzik grubu dinleyicilere eglence dolu dakikalr yasatti. Müzik ziyafeti sirasinda Türk Sanat Müziginden, Türküden ve Karagöz Oyunu karakterlerine özel yazilmis parçalardan örnekler sunulsdu. Gece sonunda Karahüseyinoglu’nun yönettigi ‘Çesme’ oyunu video gösterisi sunuldu. Konuklar çikista Karagöz Figürleri sergisini gezdi.

‘Cazular’ sahnelendi

anma etkinlikleri çerçevesinde Murat Karahüseyinoglu’nun yönetmenligini üstlendigi belgesel gösteriminin ardindan Haluk Yüce, çocuklar için kisalttigi Karagöz ve Hacivat’in oyunlarindan ‘Cazular’i sahneledi. Gölge gösterisinde bir ilke de imza atilan gecede, Yüce, perde arkasinda karakterleri oynatirken kamera yardimi ile perde arkasi canli olarak seyircilerle bulustu. Oyun izlenirken ayni zamanda arkada olanlar da görüldü. Gösteride, uzun süreden beri gerçeklestirilmeyen canli müzik sürprizi de vardi.

 

 

 

 

 

18 SCHWARZ AUF WEISS                   8.februar 2001     
KULTUR
 

 

Hommage  an Aziz Nesin : Azizname
 

 

‘Azizname 95′ wurde erstmals 1995 von Yücel Erten am Staatstheater Ankara inszeniert. Obwohl es fünf Jahre lang im Inund Ausland groβen  Zuspruch beim Publikum gefunden hatte und ständig vor ausverkauftem Haus spielte, wurde das Stück letztes Jahr abgesetzt, nachdem zuerst Hauptdarsteller Serhat Nalbantoglu entlassen worden war. Regisseur Yücel Erten ist daraufhin in dieser Spielzeit auf eigenen Wunsch in den Ruhestand getreten und bringt nun ‘seine’ Hommage an den groβen Aziz Nesin mit einer neugegründeten, privaten Theatertruppe in Ankara, dem Öteki Tiyatro(Das Andere Theater) und neuem Schwung auf die Bühne. Bei seiner Premiere am 26. Jauar wurden Regisseur und Schauspieler von den volbesetzten Rängen mit minutenlangen ‘standing ovations’ begrüβt.
Yücel Erten adaptierte Kurzgeschicten von Aziz Nesin und machte sie für das Theater zugänglich. Die gleiche Meisterschaft hat er bei der Inszenierung bewiesen.der groβe Meister der türkischen Satire, dem das Stück 1995 zu seinem 50. Jubiläum als Künstler gewidmet werden sollte, ist leider im selben Jarh von uns gegangen, ohne die Aufführung erleben zu dürfen. Aber in dem Stück wird die Erinnerung an ihn wachgehalten.                                                                 
         Nach dem ersten Lied begrüβen die schauspieler die verschiedesten Menschentypen.Den Rückshrittlichen und Fortschrittlichen, den Betrüger und den Betrogenen, den Quäler und den Gequälten, die, die öslich aussehen, aber westlich denken oder  westlich aussehen und östlich denken, das politische Stehaufmännchen, die leute, die ihr Fähnchen nach dem Wind halten, die, die sich am Volk bereichern, die hiligen Huren der Nation, den Schlecherver-dienenden, die, die ihre Zähne zusammenbeiβen und den Gürtel enger schnallen, und damit auch unsere Feigheit, unsere Verrätertum, unsere faulen Ausreden, damit die ungelebte Freheit, das schönste noch nicht ausgesprochene Wort,einen schöneren Morgen und eine bessere Zukunft-allen entrichten die Darsteller ein MERHABA zum Gruβ, in dem bei manchen Zorn, bei manchen Liebe, bei manchen Sehnsucht mitshwingt. Nach dieser Begrüβung, bei der kein Blatt vor den Mund Genommen wird, werden diese Menshentypen das ganze Stück hindurch parodiert. Die Inszenierungsweise bemüht sich darüber hinaus, alle Arten von Menschen anzusprechen, und setz den Akzent auf die universelle Dimension.

    Yücel Erten beschreibt Nesin als ‘Meister des internationalen Humors, Kulturbotschafter und Kämpfer für einen Traum’. Es ist zu erkennen, wie der Regisseur diese Ansicht das ganze Stück hindurch konsequent beibehält. Er setz den unverblümt direkten Stil des traditionellen türkischen Theaters genauso ein wie die Verfremdungstechniken des Epischen Theaters. Dadurch ist es dem Zuschauer möglich, mit dem Schauspiel und den Schauspielern eine ganz intime Beziehung einzugehen, sich in das Stück hineinzuversetzen und diesen gelebten Moment mit den Menschen auf der Bühne zu teilen. Das Stück weist auβerdem durchgehend Elemente eines ganzheitlichen erständnisses von Theater auf. Die Schuspieler mimen nicht nur, sie tanzen, singen und musizieren auch, und das auf höchstem Niveau. Traditionelle Elemente werdwn in dem Stückganz gebraucht.

Die von Salima Sökmen choreographierten Tänze tragen viel zur Originalität der Inszenierung, zum Inhalt des Stücks, aber auch zur Unterhaltung bei. In gleicher Weise gelingt es Turgay Erdener mit seinr Bühnenmusik, eine umwerfende Wirkung zu erzielen, die das Publikum noch tageland in ihrem Bann behält. Die kongeniale Klavierbegleitung haben wir Bora Atesyakan zu verdanken. Das aus Serhat Nalbantoglu, Hüseyin Avni Danyal,Ercan Demirel, Ünsal Cosar, Serhat Mustafa Kiliç, Emre Karayel, Özlem Baskaya,Gizem Erdem bestehende Schauspilerensemble bietet eine groβartinge Leistung. In Bühnenbild und Kostümerung wird mit einfachen Mitteln und in ganz schlichter,bescheidener weise eine gewaltige Atmosphäre hergestellt.Am meisten tragen dazy die Beleuchtungseffekte bei.

    Das Theater Öteki bewegt sich auf einer absolut alternativen Ebene. Die Truppe handelt aus dem Bewusstsein Heraus, dass es einerseits die Figuren des Azizname akzeptieren muss und andererseits will, dass sie sich weiterentwickeln. Diese Einstellung,die sich mit der intellektuellen Sichtweise deckt, bringg uns sowohl zum Lachen als auch zum Staunen und lässt uns manches neu überdenken. Ein MERHABA an neue Theaterprojekte wie das Öteki.

Das Stück ist derzeit im Kulturzentrum ’100. Yil’ in Ankara zu sehen und wird anschlieβend auf Tournee durch die ganze Türkei und auch ins Ausland gehen.

 

Öteki Tiyatro Tel: (0312) 310 50 21-(0532) 393 83 55

                                         Sirin Aktemur

Posted by admin
Ağu 052009

arka

 

 

 

 

 

azizicbrosur

Azizname İle İlgili basında çıkan yazılar

Azizname Oyun Fotoğrafları

Posted by admin
Ağu 012009

Filiz Tanya   fsonmez@mynet.com

Tarih: 20 Haziran 2008 Cuma / GÖLGE interaktif TIYATRO DERGISI

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde ülkenin birinde zengin mi  zengin olmayan,   korkak mi  korkak, halki  bile olmayan zavalli  bir  kral  yasarmis.

Ankara’da bulunan Öteki Tiyatronun oynadigi “Hesap  Lütfen”  adli oyunun bas kahramani iste böyle bir kral. Oyunu  -ayni  zamanda yönetmeni- Murat KARAHÜSEYINOGLU yazmis, Gökhan BOLCAN, Berk TÜRK, Akdora AKALIN,  Ertugrul KILINÇKAYA, Ümit KOYUNCU, Kenan STALLO’ da oynuyor. Öteki Tiyatro 2001 yilindan bu yana Jacgues MATTHIESSEN’den, Aziz NESIN’den Metin ÜSTÜNDAG’dan ve daha bir çok yazarin  oyunlarinin  yani sira kendi yazdiklari oyunlari oynayan bir tiyatro.
Öteki Tiyatro, sanatinin ve özel tiyatroculugun Ankara’ da gelistirilmesi ve sevdirilmesi için bir girisimde  bulunmus, 1966 yilinda ‘tiyatro binasi’ olarak tasarlanan ve bu dogrultuda ruhsat alinan ancak iki sezon tiyatro binasi olarak kullanildiktan sonra varligini sürdüremeyerek, kebapçi, depo ve son olarak, ne yazik ki pavyon olarak isletilen bir binayi asil islevine kavusturarak, kendi imkanlariyla, 5 yil süren insaat çalismalari sonrasinda, 29 ekim 2003 tarihinden bu  yana Anakara’lilara oyunlarini oynamaktalar…
Oyunun Yönetmeni Murat KARAHÜSEYINOGLU; 1962 Ankara’da dogmus  Kültür ve Turizm Bakanligi’nin düzenledigi Karagöz Oynatma  Kursu’nda, Hayal-i Torun Çelebi, Tuncay Tanboga’dan ders aldi. 1984 Antik Yunan Tragedyasinda INTIHAR  adli teziyle A.Ü.Dil ve Tarih-Cografya Fakültesi  Tiyatro Bölümü ‘nden mezun olmus.
Oyun metni  sikintisi çekilen bir  dönemde, bu  güzel  bir umut herkes için. Tiyatro yapanlarin kendi oyun metinlerini olusturup oynamalarinin avantajli  bir durum oldugunu  düsünüyorum çünkü  oyunun dramaturgisi  sirasinda “yazar bunu  söyle düsünerek”  yazmis yerine direkt yazarla tartisip yorumlayabilme imkani  doguyor,  bu da oyun ve oyuncular için büyük  bir  avantaj saglamis oluyor.
Oyuna son anda gitmeye karar verdigim  için oyunu  incelemeye firsatim olmadi taksiden iner inmez salonda buldum kendimi.  Ilk basta  Antik  Yunan oyunu   gibi geldi, belki  bir  Sofokles oyunu olabilir  diye düsündüm çünkü oyunda bir  kral ve soytari vardi, sahne saray yikintilarini isaret eden  sütun baslari, eski krallarin  heykel  baslariyla dolu bir saray  yikintisi seklinde düzenlenmis. Tabii her seye ragmen Kralin  tahti, asasi ve taci kurtulmus.
Oyun: son savasinda kendisine ailesinden kalan koskoca bir kralligi halkiyla birlikte kaybetmis bir kralin öyküsünü anlatiyor. Kralin bir  soytarisi  kalmis, kitlik  ve açlik ikisini de perisan etmis.
 Kralin güzel  giysilerinin yirtilmisligindan ve eskimisliginden bir savastan çiktigi belli oluyordu ama soytari bildigimiz soytarilara hiç benzemiyordu, elindeki  asasi ve üzerindeki giysisi ile tam bir yunanli  filozofu andiriyordu. Soytari krala göre çok  daha mantikli düsünüyor ve çok  akilli laflar  ediyor.
Kral akli dahil  her seyini kaybettigi halde hala kendini saltanat sahibi saniyor. Kaybetmedigi tek sey kibiri ve aç gözlülügü. Krali oynayan oyuncu; krali fakir ve güçsüz bir  göstermek için ilk basta fazla abartili  bir oyunculuk sergiliyor, halbuki  ileriki sahnelerde oyunla birlikte gelisen olaylardan kralin korkakligini  ve güçsüzlügünü anlayacaktik.
Kral tam açliktan ve sefaletten ölmek üzereyken demir kanatli kuslar havadan yardim paketleri  atarlar. Içleri kralin ve soytarinin o  güne hiç  görmedikleri ve tanimlayamadiklari degisik ambalajli yiyecekler, içeceklerle doludur. Soytari  bunlarin  kendilerine ait olmadigi için yememeleri gerektigini söyler ama Kral  soytariyi dinlemez tüm  bunlarin yan ülkenin kralinin armagani oldugunu,  kabul etmesi  gerektigini  söyleyerek tüketmeye baslar.
“ ben kralim..ben zenginim..ülkenin sahibiyim  ben..gördügün ve görmedigin her seyin..ben fakir degilim..ben böyle seylere alisik  degilim..olacak sey  degil! Ülke bu  kadar degissin, dünya bu  kadar degissin ve biz farkina bile varmayalim. Iyi de ne zaman oldu  tüm  bunlar? Insanlar  nerede? Insansiz bir Medeniyet mi kurdular? Mümkün mü Bu?”
Kral  ve soytari  arasinda geçen diyaloglar da bize antik  yunan oyunlarini animsatiyor ama tamda böyle düsünmeye baslamisken oyun ilerledikçe günümüze uyarlanmis eski bir  oyun  olabilir diye düsünmeye basliyoruz. Oyun,  her asamasinda bize yeni  açilimlar sunuyor,  olayi tarihin bir döneminden alip baska bir  dönemine tasiyor. Oyunun sonlarina dogru  ise, günümüz oyunu tüm  bunlar diyoruz çünkü  sahnede meyve suyu,  coca cola ve konserve kutulari,  cips ve çikolata ambalajlari görüyoruz.
Gün gelir demir kanatli  kuslar havada uçmaz olur, armaganlar gelmez olur, yine açlik  bas göstermeye baslar.  O  sirada sürpriz bir gelisme olur; demir kanatli  kuslarin içerisinde ziyaretçiler gelir. Kral tamda onlari  sevinçle karsilamaya hazirlanirken demir kusun içinden önce elleri  silahli  askerler iner, bizim kral “biz dostuz” diye bagirir ama ne çare… komsu  ülkeden gelen ziyaretçiler bugüne kadar gönderdikleri hediyelerin bedellerini  ödemelerini isterler.
Iste tam bu  noktada oyunda günümüze bir  geçis oluyor çünkü  ilkel  topluluga modern bir ziyaret gerçeklesiyor, bu  öyle bir geçis ki gelen ziyaretçiler ingilizce konusuyor, sanki ekranda CNN izliyoruz. Ingilizce bilmeyen seyirciler artik oyundan tahmin etmislerdir diyaloglari.
Komsu  ülkenin ziyaretçileri  Krali ve halkini borçlariyla basa basa birakip  giderler. Kral ve halki bunun  adil olmadigini düsünürler,  istemedikleri halde gönderilen seylerin borç olamayacagini, buna hayir demenin gerektigini, bu  zorbalikla savasmak  gerektigini  savunurlarken, o  sirada  yine demir  kanatli  kusun  sesi duyulur ve bir  armagan paketi daha atilir. Soytari açmayalim diye bagirsa da Kral  onu  dinlemez, paketi açar bakar ki sevdigi  gegirtici  içeklerden de vardir pakette. Durun  der: bizde bunlardan bazilarini  kullanalim ve digerlerini de yan ülkeye armagan olarak  gönderelim  sonra onlara gidip  Hesap  Lütfen diyelim….
Emperyalizm  iste böyle bulasici bir sey, oyunda o kadar iyi anlatilmis ki, izlerken bir an kendimizi  evimizde televizyonumuzun basinda haber ya da belgesel izliyormus  gibi hissediyoruz. Antik  Yunan oyunu mu  acaba diye izlemeye basladiginiz oyun, Çagdas  Amerikan Entrikasi olarak bitiyor. Gülelim mi  aglayalim mi  karar veremedigimiz bir durum olusuyor  oyunun sonunda. Oyun insanlik tarihi boyunca, ilkelden moderne kadar emperyalizmin kiliktan kiliga  girmis hallerini dramatik bir  biçimde ortaya koyuyor. Oyunda komedi içerisinde yer alan unsurlar var; soytari ve güçsüz korkak bir kral… bu  unsurlari  gördügümüzde gülünecek seyler de olacakmis gibi saniyoruz ama oyun öyle kurgulanmis ki  soytari bizi  hiç güldürmüyor,  korkak ve güçsüz kral unsuru da bizi hiç  güldürmüyor, çünkü sömürünün ve savasin hiç komik yani yok ve komikler de kurban durumuna düstüklerinde kimseyi  güldüremiyorlar çünkü savasin sömürünün sakasi yok, hangi çagda olursa olsun…   
Öteki Tiyatro:
GMK bulvari  No:114  Maltepe

Posted by admin
Ağu 012009

ilk oyun Şubat-2009

 

korkuyubeklerkenYazan: Oğuz ATAY

Oyunlaştıran-Yöneten: Murat KARAHÜSEYİNOĞLU 

OYNAYANLAR: Fatih AL, Emre ERDEM, Yılmaz ANGAY, Hakan KOÇ, Nurkut İLHAN, Bilgin ÇANKAYA  

DEKOR-KOSTÜM-IŞIK TASARIM

mk 
 

 

 

 

ÖYKÜSÜ

    ‘O’ yalnız yaşayan biridir.. Bir gün, anlaşılmayan bir dilde yazılmış bir mektup alır. Üniversitede ‘ölü diller’ üzerinde uzman olan arkadaşına götürdüğü/okuttuğu mektup     ‘size bildirine kadar evinizden çıkmayın’ anlamında bir uyarıdır… O, eve kapanır…Korkuyla, Korkuyu Beklemeye başlar.. 

    sorun ‘bulma’, ‘yazma’, ve özellikle de ‘yaratma’ sorunu değildi,

    sorun ‘olanı fark etme’,‘olanda derinleşme’sorunuydu..

    yeni bir şey değildi aradığım..

    yeni bir şey de yoktu sanırım..

    bu noktada

    ‘oyunlaştırma’ ve ‘yeniden anlatma’ nın benim algıma, beklentilerime

    daha uygun olduğunu düşünmeye başladım..

    daha ne kaldı diyerek kendi içime döndüğümü hatırlıyorum..

    bilebildiğim kadarıyla işte her şey bitmişti.. 

    karahüseyinoğlu,murat 

Posted by admin
Ağu 012009

9c414efbd22fdf4da84a856c02bba086Yaratılmak istenen ‘korku imparatorluğu’na sahneden tepki:

 

KORKUYU BEKLERKEN

 

ANKARA(Cumhuriyet Bürosu)  Öteki Tiyatro’nun yeni eseri “Korkuyu Beklerken”, günümüz Türkiye’sinde iktidarca yaratılmaya çalışılan ‘korku imparatorluğu’na bir tepki olarak sahneleniyor.       Oğuz Atay’ın kaleme aldığı Murat Karahüseyinoğlu’nun oyunlaştırıp yönettiği oyun, her Cuma ve Pazar günü izleyici ile buluşuyor. Öteki Tiyatro’nun kurucusu ve oyunun yönetmeni Murat Karahüseyinoğlu, eserin konusunu izleyiciye şu sözlerle anlatıyor:

“O, yalnız yaşayan biridir. Bir gün, anlaşılmayan bir dilde yazılmış bir mektup alır. Üniversitede ‘ölü diller’ üzerinde uzaman olan arkadaşına götürdüğü/okuttuğu mektup, “size bildirene kadar evinizden çıkmayın…” anlamında bir uyarıdır. O, eve kapanır..Korkuyla..Korkuyu beklemeye başlar.”

sorun ‘bulma’, ‘yazma’, ve özellikle de ‘yaratma’ sorunu değildi, sorun ‘olanı fark etme’,‘olanda derinleşme’sorunuydu..yeni bir şey değildi aradığım..yeni bir şey de yoktu sanırım.. bu noktada ‘oyunlaştırma’ ve ‘yeniden anlatma’ nın benim algıma, beklentilerime daha uygun olduğunu düşünmeye başladım.. daha ne kaldı diyerek kendi içime döndüğümü hatırlıyorum.. bilebildiğim kadarıyla işte her şey bitmişti..karahüseyinoğlu,murat

Fatih AL, Emre ERDEM, Yılmaz ANGAY, Nurkut İLHAN, Ümit KOYUNCU, Güneş Bozkır’ ın rol aldığı oyunun dekoru, kostümleri ve ışık düzeni de Murat Karahüseyinoğlu’na ait.

Oyun her Cuma saat 20.00’de, her Pazar saat 16.00’da, Gazi Mustafa Kemal Bulvarı 114-C Maltepe adresinde yer alan Öteki Tiyatro’da izleyicisi ile buluşuyor.

                                                                      
Cumhuriyet Gazetesi-Ankara Eki- 2009

Posted by admin